Kadın ve Siyasal Yaşama Katılım - Prof. Dr. Aysel Ekşi Kadın neden siyasal yaşamda yeterli sayıda yer alamıyor? Bunun çeşitli nedenleri var kuşkusuz. Öncelikle kadının yalnızca ev içi işlerle ilgilenmesini bekleyen tutum, doğal olarak kadını siyasal yaşamda yer almaktan uzaklaştırır. Kadının erkekle eşitliğine inanmayan ülkeler kadına oy hakkı verilmesini bile kabul etmiyor. Örneğin Suudi Arabistan'da kadın seçimde oy kullanamaz, kocasın veya babasının yazılı emri olmadan seyahat edemez, onların refakati olmadan yurt dışına çıkamaz. Üstelik hiçbir toplulukta kocası ya da yakını dışında diğer erkeklerle bir arada bulunamaz, araba kullanamaz vs... Kısaca kadının siyasette yer alması söz konusu bile değil. Laf aramızda, yer alsa neyi-nasıl değiştirecek ki?
Benzeri şekilde İran'da da kadın, erkeklerle bir arada bulunamaz. Tahran'da erkeklerle eşit haklar isteyen kadınları ahlak polisinin coplatıp tutukladığını Nisan 2007 tarihli gazetelerde okuduk. Aşırı dinciler tüm toplumda kadın üzerinde istedikleri gibi baskı uygulamaktalar. Üstelik adına İslam devrimi denilen İran devrimi tüm İslam dünyasını etkisi altına almış durumda. İslam dinini saptıran ve kötüye kullanan, dogmatik katılık ve insafsızlık büyük saçmalık boyutlarına ulaştı. Bu dünyada kadının siyasette etkin bir rol alması düşünülebilir mi?
Dinsel etkilerin dışında başka nedenler daha var kadını siyasetten uzak tutan. Örneğin Japonya, Çin, Malezya, Tayland gibi Güney Asya ülkeleri son yıllarda ekonomik ve toplumsal alanda büyük değişim geçirdi. Bu değişimin meydana gelmesinde özellikle teknolojik atılımların etkisi çok fazla... Ancak, büyük sosyal ve ekonomik değişime rağmen geleneksel inanç ve yaşam biçimleri, halkın büyük çoğunluğunun yaşamını yönlendirmeye devam ediyor. Toplumda kadın erkekten geride tutuluyor. Gerek Japonya'da gerek Çin'de kadın-erkek arası farkların hızla kapatılmaya çalışılmasına rağmen, kadın-erkek eşitliğinden söz edilemiyor. Örneğin kızların yüksek öğrenim görme şansı hala erkeklere eşit değil. Kadınların büyük çoğunluğunun eğitim ve siyasette bilgi-ilgi ve kültür düzeyi erkeğin çok gerisinde. Eşitsizlik sade eğitimle sınırlı değil. Ekonomik koşullar da kadının aleyhine. Mao'nun 'gökyüzünün yarısını kadınlarındır'' sözünün hatırlandığı ve kadınlara siyasette yer açıldığı söylenemez.
Türkiye bunun tipik bir örneği. Türkiye'de üstelik politik sistemimizde büyük bir zaman israfı olduğu da ayrı bir gerçek... Özellikle küçük yerleşim yerlerimizde kadının evdeki işi ve çoluk çocuğu bırakıp uzun saatler siyasete zaman ayırabilmesi çok zor.
Sayın başbakanımız ülkemizde 'kadınların en az üç çocuk doğurmasını' buyuruyor. Bunun, pratikte kadının etkin biçimde siyaset dünyasına katılımı için nasıl bir engel oluşturabileceğini hiç görmüyor. Başbakan, kadının ekonomiye katkısının yetersiz kaldığı, yani toplumun yarısının yeterince üretmediği ülkelerin, diğer ülkelerin gerisinde kalmağa mahkum olduğu gerçeğini de göz ardı ediyor.
'En az üç' belki de dört ya da beş çocuk doğuran kadınların üst düzey akademik kariyer yapmasının neredeyse imkansız olduğu gerçeğinin de farkında olmadığını düşündürüyor. Eğer İskandinav ülkeleri gibi gelişmiş ülkelerde kadınlar siyasette yeterince yer alıyor ise, çocukları için sosyal hizmet kurumlarının kadınlara ne büyük kolaylık sağladığını bilmemiz gerekiyor.
Biliyoruz ki kadının siyasal yaşama katılması gelişmiş ülkelerde de uzun zaman aldı. Dünyada kadın hareketi 1970'lerden itibaren yükselişe geçti. Kadınlar Batıda, gelişmiş demokrasilerde bile çok uzun süre yetersiz düzeyde temsil edildiler. Hatta geleneklerden, ülke koşullarından ve yasalardan kaynaklanan, kadın aleyhine eşitsizlik yer yer sürüyor. Ancak İskandinav ülkelerinde olduğu gibi, diğer gelişmiş ülkelerde kadın politikada ve karar alma mekanizmalarında yüksek oranlarda etkinlik kazanabiliyor. Başlangıçta Batılı gelişmiş demokrasilerde de kadın için kota sistemleri uygulandı. Böylece kadınlar siyasal etkinliğe daha çok zaman ayırabilmektedir.
Türkiye'de kadın erkek eşitliği konusunda yasal açıdan eksiklik olmamasına rağmen, uygulamada büyük güçlüklerimiz ve engellerimiz var. Oysa ülkemizdeki erkek egemen yapıda bugün kota sistemi kadınların en azından %30 veya %40 oranında kritik azınlık oluşturmalarını sağlayabilir. Kota, geçici bir önlem olarak, kadınların politikaya girmelerinin önündeki toplumsal engeller kaldırılıncaya kadar uygulanabilir. Kuşkusuz önce kotanın siyasi partiler yasasına hüküm olarak konulması gerekiyor. Asıl zorluk da burada!
Kaynak : www.teksatir.com.tr