Boğaz'ın Kendinden Büyük Şirin Bebeği - 3 - Şükrü Öksüz Arnavutköy Akıntıburnu ile Bebek Camii arası 2200 m. sahile sahiptir. III. Ahmet Osmanlı devletine, dolayısıyla da kendine ait bu toprakları parselliyor. Sahilde kırk yalılık yer var. Yalı yapılacak arsalar devletin ve dönemin ileri gelenlerine ayrılıyor. İçeride, geride kalan arsalar ise halka satılıyor. Bebek'te birbiri ardına yalılar, köşkler, konaklar yapılıyor. Kısacası bölge iskâna açılıyor. Boğaz'daki bir balıkçı köyünde doğrudan Padişah'ın ilgilendiği seçkin bir semtin temelleri atılıyor. Bostancı Sicillerinden öğrendiğimize göre 1700-1750 arasında, Akıntı Burnu ile Rumelihisarı sahilinde: Kaftan Ağası Mehmet Ağa, Tersane Emiri Hamdi Efendi, Hazine Kethüdası Ali Efendi, Rumi Süleyman Ağa, Hasan Halife'den Miri'ye (devlete) geçen topraklar... Bedestani ailesi, Peksimet hane, Resmi Ahmet Efendi, Rumeli Kazaskeri Şeyh Ahmet, Eski Halep Valisi Lalelizade Şeyh Abdullah, Himmetzade Şeyh Abdüssamet, Dürrizade ailesi, Kozcu (Tuzcu) Mehmet Ağa, Elmas Paşazade Ailesi, Melek Paşazade Ailesi, Bostancı Ocağı, Hümayunabad Sarayı, Valide Paşa Camii, Bebek Hamamı, dükkânlar, iskele ve köy civarındaki evler bulunmaktaydı...
1730 yılında Boğaz'daki fabrika, Peksimet hane kuruluyor Bebek'te. Peksimet haneyi Hacı Nurullah Ağa vakfetmiş. Yanına da güzel mi güzel bir yalı yaptırmış (büyük olasılıkla, bugünkü Mısır Konsolosluğu'na yakın bir yer). Tüm bu yapılar III. Ahmet Vakfı arazileri üzerine yapılmış. Günümüzde bile Bebek'le ilgili bazı tapu kayıtlarında vakıf şerhi görülüyor.
1730'larda çıkan Patrona Halil isyanı ve sonrasında baş gösteren karışıklıklar nedeniyle Bebek'e yeni yerleşimler biraz azalmıştır. 1791 tarihli bir belgede daha önce Bedesteni Yalısı olarak anılan yalının el değiştirerek Üsküdar Mollası Halit Efendi'ye geçtiği görülüyor. Bu yalı çeşitli zamanlarda el değiştirerek varlığını XX. yy ortalarına kadar sürdürüyor.
Artık Bebek'in seçkin sakinleri vardır. Osmanlı Padişahlarına müftüler, şeyhülislamlar veren Dürrizadeler, Dimitrakiler, Yorgakiler, Stavrakiler ve diğerleri... O günlerde Müslümanların evleri beyaz kırmızı, gayri Müslimlerin evleri ise gri boyalı imiş. Bebek'te denizin mavisi, koruların yeşili, evlerin kırmızısı, beyazı, grisi, siyahı... Hayal edin ne güzel tablo değil mi?
Bebek'le ilgili 18.ve19 yy.lara ait bütün gravürlerde, başta Hümayunabad Sarayı olmak üzere sahilde inci taneleri gibi dizilmiş ve yalılar arka yamaçlarda gür koruluklar görülür. Bugünkü Bebek Parkı'nın bulunduğu alanda yer alan Hümayunabad Sarayı hem mimari özellikleri, hem de Osmanlı'nın bir dışişleri konutu oluşu bakımından özel bir döneme sahiptir. Çeşitli dönemlerde onarımlar geçiren bu yapı, bazen kaderine terk edilmiş, ama Sultan Abdülmecit tarafından 1846'da yaktırılıncaya kadar varlığını sürdürülmüştür.
1750-1800 arasında Bebek'te fazla bir değişim olamaz. Arnavutköy Akıntı Burnu'ndan Rumelihisarı'na kadar, 40 civarında 'sahil saray' bulunmaktaydı. 1814-1815 arası tarihlenen Bostancıbaşı defterlerinde, sahildeki başlıca yapılar arasında şunlar vardır: Halil Paşazade Nuri Yalısı, Kardeşi İstanbul Kadısı Arif Efendi'nin yalısı, Biniş-i Hümayun Yeri, Beyhan Sultan Sahil Sarayı, Sadaret Kethüdası İbrahim Efendi zevcesinin yalısı, Miri Peksimet Fırını, Hekimbaşı Yalısı, Himmetzade Yalısı, Bebek Kasrı (Hümayunabad), Sultan Ahmet (Bebek) Camii, mektep, Bebek İskelesi, Kadı Mehmet Efendi'nin yalısı, Dürrizade kızının yalısı, Molla Efendi Yalısı, sabık Hekimbaşı Behçet Efendi yalısı, Topçubaşı Emin Ağazade yalısı...
Bebek'te, bugünkü Mısır Konsolosluğu'nun yerindeki Halil Paşazade Arif Efendi yalısı, bir kaç kez el değiştirdikten sonra Mısır Hidivi Abbas Hilmi Paşa'nın annesi Prens Emine'ye geçmiş ve 'Validepaşa Yalısı' olarak anılmaya başlanmış. Eski ahşap yapı yıktırılarak yerine bugün Mısır Konsolosluğu olarak kullanılan görkemli art nouveau kâgir yapı yaptırılmış.
Bebek'in yazlık bir sayfiye yeri olmaktan çıkıp sürekli bir yerleşim merkezi haline gelmesi vapur seferlerinin başlamasıyla olmuş. 1840'lar sonrasında yandan çarklı iki vapur: 'Eseri Hayr' ve 'Vasıta-i Ticaret' Bebek iskelesi'ne düzenli seferler yapmaya başlamışlar. O zamanlar Bebek iskelesi şimdiki yerinden biraz daha ileride.
1830'larda Bebek Camii (Validepaşa-III. Ahmet) ile Rumelihisarı arasındaki başlıca yapılar ve orada oturanlar: Bebek Hamamı, Bakkalbaşı, Soğancıbaşı, Kambur Mustafa, Mehmet Ağa, Hazinedar Osman Efendi, Bebek Ustası Mehmet, Mutasarrıf Salih, Dürrizade Biraderi, Balıkçıbaşı, Müderris Tahir, Esatzade Abdülgani, Hekimbaşı Behçet Efendi, Dürrizade Ata Efendi hafidi, İlyas Efendi ve Eşi, Hasip Paşa, Şekip Paşa, Kadı Moralı Mustafa Efendi, Mekke Eski Mollası Abud Efendi, Rumeli Kazaskeri Sıtkızade Efendi, Topçubaşı Yakup Ağa, Emin Ağa, Kadiri Dergahı Yılanlı Yalı, (Süleyman Reşitzade Mehmet Efendi), Sıtkı Efendi Mescidi (Kayalar Mescidi), Binyüzlü Halil Paşa ve Eşi, Çelebi Mustafazade, Bekir Musullu Ali Kızı, Muhaseb-i evvel Hasan Tahsin, Durmuş Dede Dergahı.
Bebek 1900'lü yılların başına kadar yavaş da olsa gelişimini sürdürür. Bazı yalı ve konaklar el değiştirir. Köyün içine ve sırtlarına yeni konaklar, köşkler ve evler yapılır. 1914'te Şirket-i Hayriye'nin yayımladığı 'Boğaziçi' adlı kitapta; Bebek'te çoğunluğun İslam olduğu, İngiliz, Fransız ve Amerikalıların da yaşadığı kaydedilmektedir. Aynı kaynakta Bebek'te yaşayan Rumlar, Ermeniler ve Yahudilerden Osmanlı vatandaşı oldukları için ayrıca bahsedilmez.
1886 tarihinde yapılan nüfus sayımına göre Bebek'te; 1272'si erkek, 1186'sı kadın, toplam 2.458 kişi yaşamaktaymış. Yine aynı sayıma göre Bebek'te 151 ev, 46 dükkân, 1 mescit, 2 okul, 1 hamam, 15 bahçe-arsa, 39 adet de çeşitli yapı bulunmaktaymış. (Bugün Bebek'te 850 civarında yapı, 2250 kadar konut bulunmakta. Tahmini nüfus da 11-12.000 olabilir.) 1863 yılında, Bebek sırtlarında, Arnavutköy Amerikan Kız Koleji'nde ders veren öğretmenlerin öncülüğünde Robert Kolej kurulur (şimdiki Boğaziçi Üniversitesi).
1908 yılında Meşrutiyet ilan edildiğinde, Bebek Bahçesi, Millet Bahçesi olarak düzenlenmiş, deniz kenarına da bir gazino yapılmış. Daha sonra Bebek Gazinosu olarak anılacak olan bu yapı, 1958 yılında Bebek Meydanı yeniden düzenlenirken kaldırılmış. Ancak 1960'larda yeniden açılmış ve 1980 sonrasında parkın son düzenlemesinde tekrar kaldırılmıştır.
1950'lerden sonra Bebek hızla yapılaşmış, sahilde ayakta kalan yalıların neredeyse tamamı yıktırılarak yerine apartmanlar inşa edilmiştir. Bebek sırtları apartman ve villalarla dolmuş, yeşil korular yok olmuştur...
Aslında geçirdiği onca değişime karşın, Bebek hala gözde ve herkesin dilinde... Bebek Kasrı, Beyhan Sultan'ın yüz odalı sahil sarayı, Nisbetiye Kasrı, Hekimbaşı Behçet Efendi Yalısı, Köçeoğlu Yalısı'nın yerinde yeller esiyor. 1751 yılında yapılan Yoğurtçu Zülfü Sokak'taki Kvafyan Konağı, Yılanlı Yalı'nın bir bölümü, Bebek'te hâlâ tarihe tanıklık etmekte. Mısır Konsolosluğu'nun bulunduğu Valide Paşa Yalısı da Bebek'i süslemekte...
Arnavutköy Akıntı Burnu'ndan sahilden Rumelihisarı'na doğru bir yürüyüşe çıkın. Soldaki yamaçlara ve sahile yapılan apartmanları görürsünüz. Mısır Konsolosluğu binası size Avrupai duygular yaşatır. Daha sonra Bebek Bahçesi, onun içinde Bebek İskelesi, sonra Bebek Camii gelir. Bugünkü Bebek Camii, eski caminin yerine 1913'te Evkaf Baş mimarı Kemalettin ve Vedat Bey (Tek) tarafından yapılmıştır.
Bebek Camii'nin karşısından Etiler'e çıkan yolun 100-150 metrelik bölümü 'Bebek Hamamı Sokağı'dır.1920'lerde kadar varlığını 250 yıl sürdüren Bebek Hamamı artık yok. Yukarıya düz yürüyün. İleride solda, İnşirah Sokak'ta Hagios Haralambos Kilisesi'ni göreceksiniz. Kilise daha önce Avarlar'a ait bir tapınağın üzerine inşa edilmiş. Geçmişi Bizans dönemine kadar uzanan bugünkü kilise 1830'a tarihlenir. Kitabe metnin
Kaynak : www.teksatir.com.tr