Dünya Sadece Dönmüyor... - Ümit Denizer Yer küremizin nasıl meydana geldiği, bizim okuduğumuz ders kitaplarında şöyle anlatılırdı: 'Dünya güneşten kopmuş bir parçadır. Kendi çevresinde dönerken, giderek soğumuştur...'
Hâlbuki yeni kuşaklar, dünyanın oluşumunu şuna benzer cümlelerle okuyorlar kitaplarında: 'Dünyamız, Big Bang (Büyük Patlama) sonrası uzayda başıboş sürüklenmekte olan gaz ve lav parçacıklarının, merkez-kaç enerjisiyle sıkışması sonucu oluşmuştur...'
Bundan yıllar önceydi, bir gazete haberi olarak okumuştum: Bir grup bilim adamı, şehir, köy ve doğal yaşam alanının dışında, tam sessizlik olan bir dağ tepesine (Himalayalar mı, Alpler mi, hatırlayamıyorum) güçlü ses alıcıları yerleştirmişler. Hayvan sesi bile olamayan çevrede bütün gece kayıt yapmışlar... Ertesi gün hassas kayıt cihazının bandından dinledikleri ses, boşlukta giden dev bir kütlenin hışırtısına benziyormuş... Sonra deneylerini şöyle bir cümle ile yorumlamışlar: 'Dünya sadece dönmüyor. İleriye doğru gidiş hareketi de var.'
Bu yorum, çağdaş kozmologların, astro fizikçilerin, evrenbilimcilerin; dünyanın oluşumuyla ilgili 'Big Bang' teorisini doğruluyor... Evrende milyonlarca yıl önce gerçekleşen Büyük Patlama'da evrenin boşluğuna saçılan gök cisimleri; ileriye doğru gidişlerini günümüzde de sürdürmektedirler. Bizim dünyamız da bunlardan biridir.
İnsan düşününce ürperiyor: Uzayın uçsuz bucaksız boşluğunda, 'yerküre' diye andığımız küçücük bir yuvarlağın üstünde, nokta kadar yer kaplıyoruz... Adına 'kâinat' denen veya 'evren' denen o muazzam ıssızlıkta, insanoğlu yapayalnızdır aslında.
(Eski Yunanca'da kâinat=evren karşılığı olan 'kozmos' sözcüğünü öğrendiğim zaman çok şaşırmıştım. Çünkü kozmos 'ahenk, denge, düzen' anlamına geliyordu. Kozmos sözcüğünü Nazım Hikmet'in ve Çetin Altan'ın çok kullandığını hatırlıyorum. Ben de Yunanca 'kaos' sözcüğünü 'karmaşa' anlamına çok kullanırım.)
Big Bang'den sonra evrende oluşan büyük saçılmanın bugün de devam ettiği gerçeği; tabii ki felsefeye de yansımıştır. Düşünürler şöyle yorumluyorlar: 'Büyük patlama ile başlayan saçılma, giderek her şeyin dağılmasına neden oluyor. Dev imparatorluklar, küçük ulus devletlere dönüşüyorlar. Kabileler, aile gruplarına iniyorlar. Günümüzün çekirdek ailesinde bile çözülmeler oluyor. Bireysel yalnızlıklar yaşanıyor.'
Bilimin sunduğu bütün bu veriler, bizi farklı bakış açıları sahibi olmaya zorluyor. Örneğin: Evrende sürmekte olan dağılmanın, paralel olarak dünya üzerinde de yaşandığını kabul edersek; geçenlerde 'Amerika Birleşik Devletleri'nin yakında dağılacağını' söyleyen Rus Bilim Adamının kehanetine de inanabiliriz.
'Avrupa Birliği' gibi bir oluşumun da bilimsel tezlere uymadığını söyleyebiliriz. Türkiye ne kadar kuvvetle üye olmayı istiyorsa; üye olmak istemeyen Avrupa ülkesi de var. Hatta gelen haberlere bakılırsa, Avrupa Birliği üyesi ülkelerin vatandaşları arasında; 12 yıldızlı mavi AB Bayrağı ve para birimi Euro'yu kabul etmeyenlerin sayısının arttığı gözleniyor...
Kaynak : www.teksatir.com.tr